Bir tutam hayat: Üvercinka | Yoogbe.Com

17 Bakılma 0 Yorumlar 12.05.14 Ada fazlasıyla doymuştu aslında, ama ne dese bilemediğinden ağzına lokmalar doldurmaya devam ediyordu. O yedikçe de Ali onu bütün güleçliğiyle izlemeye devam ediyordu. Sonunda dayanamadı ve “Doydum, hadi gidelim” dedi. Yola koyuldular. Anlaşmaları yemek ve yol süresi kadardı. Yani meydana vardıklarında Ada metroya binecek ve evine gidecek, sonrasında birkaç cılız mesajlaşma ile bu konu kapanacaktı. En azından Ada’nın planları bu yöndeydi. Gezi parkı Meydana vardıklarında Ali, Ada’ya döndü ve “Son bir şey istiyorum” dedi en sevimli tonunu takınarak. Ada kıskaca sıkışmış gibi ve de soğuk bir sesle cevap verdi: -“Nedir?” -“Benimle parkta biraz yürümeni istiyorum. Burası benim için özel bir yer ve seninle burada biraz olsun zaman geçirmek istiyorum” dedi Ali. Ada bugün yaşayacaklarını bilseydi işte orada “Hayır” derdi, ama diyemedi. Parkta yürüdüler, konuştular; konuştular, yürüdüler… Sonunda bir bankta dinlenmekte karar kıldılar. Bundan sonra yaşanacak her an, bir masalın cümlelerinden dökülüyor gibiydi ve Ada masallara hayrandı… Üvercinka Banka oturduklarında Ali “Üvercinka” yı okumaya başladı ve birkaç dakika geçmemişti ki küçük bir çocuk elinde gülle gelerek şiiri Ada’nın en sevdiği yerde kesti: “Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse değerlendiremez” Ali başta çocuğu alışılmış bir hareketle çocuğu gönderecek olsa da ani bir karar değişikliğiyle ondan bir gül alıp Ada’ya verdi. Bundan sonra okuyacağı şiirler bir gülle taçlanmıştı; bütün kara parçalarında, Afrika dahil… Serendipity Şiirler okunmuş, zaman akıp gitmişti. Ada saate bakmayı akıl ettiğinde artık gitmesi gerektiğini söyledi ve banktan kalktı. Birlikte tekrar meydana geldiklerinde Ada yine bir masalın içine düştüğünü hissetti; gökten düşen üç elma gibi, Yüz yıl uyuyan güzelin uyanması gibi, Alaaddin’in sihirli lambasından cinin çıkması gibi… Meydan adeta Noel’deki Central Park havasındaydı ve Ada’ya bir filmi anımsattı. Üstelik Ada da Ali de bir anda aynı filmi hatırladıklarını fark etti. İsmini hatırlayamadıklarından ortaya çıkan görüntü fazlasıyla romantik komedi tadındaydı. Filmin adı, çok sonradan hatırladı ikisi de, “Serendipity (Tesadüf)” idi. Ve bir filmin bir sahnesine benzer şekilde etrafta paten kayan çocuklar dönmeye başladı. Bir yandan da müzik yükseliyordu. Ali, Ada’yı kendine doğru çekti ve dans etmeye başladılar. Bu ya ikisinin de aynı anda gördüğü bir rüyaydı ya da evren bu aşkın şahidi olmaya hevesliydi. Metroya doğru Müzik bitti, dansı bıraktılar; ama Ali, Ada’nın elini bırakmadı. Ada’yı tesadüflerin gerçek olduğuna inandırmak için daha da sıkı kavradı o narin elleri. Hayat Ali için adeta bitti dediği anda tekrar başlamış ve daha dün tanıdığı şu kıza aşık olmuştu. Aslında Ali, bu sabah Ada’nın evine doğru yürürken aşık oldu Ada’ya. Ama Ada’nın aşka resmiyetle düştüğü an, işte bu andı. Hep beklediği ve istediği gibi… Aşk avuçlarına gökyüzünden düşmüştü…



Benzer Haberler